Sulak Alanların Önemi
Sulak Alanlar, tropikal ormanlardan sonra biyolojik çeşitliliğin en yüksek olduğu ekosistemlerdir. Pek çok tür ve çeşitteki canlılar için uygun beslenme, üreme ve barınma ortamıdır. Yakın çevresinde yaşayan halkın yaşamında önemli yer tutan, bölge ve ülke ekonomisine katkılar sağlayan sulak alanlar; doğal dengenin ve biyolojik çeşitliliğin korunması yönünden de diğer ekosistemler içinde önemli ve farklı bir yere sahiptirler

Sulak alanların önemini aşağıdaki şekilde özetlemek mümkündür
  • Sulak alanlar yer altı sularını besleyerek veya boşaltarak, taban suyunu dengeleyerek ,sel sularını depolayarak, taşkınları kontrol ederek , kıyılarda deniz suyunun girişini önleyerek bölgenin su rejimini düzenlerler
  • Bulundukları çevrenin nem oranını yükselterek başta yağış ve sıcaklık olmak üzere iklim elemanları üzerine olumlu etki yaparlar.
  • Tortu ve zehirli maddeleri alıkoyarak yada besin maddelerini kullanarak suyu temizlerler.
  • Tropikal ormanlarla birlikte yeryüzünün en fazla biyolojik üretim yapan ekosistemleridir.
  • Sulak alanlar yüz binlerce yıllık doğal süreçler sonucu meydana gelmiş ve ortama karakterize olmuş zengin bitki ve hayvan türleri ile yoğun organizma koleksiyonuna sahip yeryüzünün en önemli genetik rezervuarlardır.
  • Sulak alanlar başta balıkçılık olmak üzere, hayvancılık, saz kesimi ve rekreasyonel faaliyetlere sağladığı imkânlar nedeniyle yüksek bir ekonomik değere sahip olup, bölge ve ülke ekonomisine katkı sağlarlar.
Sulak Alan Nedir?
Doğal veya yapay, sürekli veya mevsimsel, suları durgun veya akıntılı, tatlı, acı veya tuzlu tüm su kütleleri sulak alan olarak tanımlanmaktadır. Bataklıklar, sazlıklar, sulak çayırlar ile denizlerin 6 metre derinliğe kadar olan kesimleri de sulak alan kapsamı içinde yer almaktadır.

İnsanoğlu son asırda çevreyi kendi çıkarları için şekillendirmeye başlamış ve onun doğal yapısını tahrip ederek bozmuştur. Doğal yapıları bozarak kendi eliyle yapay alanlar yaratmıştır. Doğanın sınırlı kapasitesi olduğunu unutarak her geçen gün bu kapasiteyi zorlamıştır.

Birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de çevrenin belirgin şekilde bozulması bu yüzyılın başlarında artmış ve son 20-30 yıl içerisinde ise tehlikeli bir düzeye ulaşmıştır. Bu nedenle sucul ve karasal ortamlarda ve özellikle sulak alanlarda yaşayan birçok canlı grubunun artık gözlem altında bulundurulması gerekmektedir.